Gündem

Üredİ: “Hani Özelleşmeyecekti? Haklılığımız Her Geçen Gün Daha da Netleşiyor”

Tel-Sen, Türk Telekom’un yeniden satışa hazırlanacağı yönündeki iddialar üzerinden KKTC’de Telefon Dairesi ve telekomünikasyon altyapısına ilişkin uyarılarını yineledi. Tel-Sen, “Kamunun olan kamuda kalmalıdır” mesajı verdi.

Türk Telekom’un yeniden satışa hazırlanacağı yönündeki iddiaların Türkiye basınında gündeme gelmesi, Tel-Sen’in Kuzey Kıbrıs’taki telekomünikasyon altyapısına ilişkin uzun süredir yaptığı uyarıları yeniden gündeme taşıdı.

Tel-Sen Başkanı Tamay Soyel Üredi, Türk Telekom’un geçmişteki özelleştirme sürecine dikkat çekerek, kamuya ait stratejik haberleşme altyapısının özel şirketlere veya farklı yapılara devredilmesinin uzun vadede ciddi riskler yaratabileceğini savundu.

Üredi, “Hani özelleşmeyecekti? Hani kamu güvencesi vardı?” diyerek, Türk Telekom üzerinden yaşanan gelişmelerin Kuzey Kıbrıs açısından da dikkatle değerlendirilmesi gerektiğini belirtti.

“Biz bu filmi daha önce gördük”

Tel-Sen açıklamasında, Türk Telekom’un geçmişte yaşadığı sahiplik değişikliklerinin önemli bir örnek olduğunu ifade etti.

Türk Telekom’un yüzde 55 hissesinin 2005 yılında 6,55 milyar dolar bedelle Oger Telekomünikasyon’a devredildiği, kullanılan kredilerin geri ödenememesi sonrasında hisselerin 2018 yılında bankaların kurduğu LYY Telekomünikasyon’a geçtiği hatırlatıldı.

Türkiye Varlık Fonu ise 2022 yılında Türk Telekom’un yüzde 55 hissesini 1 milyar 650 milyon dolar karşılığında satın almıştı.

Tel-Sen, bugün ise Türk Telekom’un yeniden satışa hazırlanabileceğine ilişkin iddiaların Türkiye basınında tartışıldığına dikkat çekti.

Açıklamada, “Biz bu filmi daha önce gördük” denilerek, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde Telefon Dairesi’nin gelir getirici alanlarının, altyapısının ve stratejik yetkilerinin başka yapılara devredilmesine yönelik itirazların hatırlanması gerektiği belirtildi.

“Özelleştirmeye müsaade etmedik; şimdi arkadan dolaşıyorlar”

Tel-Sen, 17 Temmuz 2025 tarihinde Telekomünikasyon Dairesi önünde gerçekleştirilen eylemde, kurumun dışlandığı ve kamu varlıklarının devredildiği şeffaf olmayan uygulamalara karşı çıktığını belirtti.

Sendika, 9 Ekim 2025 tarihinde ise “Özelleştirmeye müsaade etmedik; şimdi arkadan dolaşıyorlar” açıklamasını yaptığını hatırlattı.

Tel-Sen’e göre Telefon Dairesi’nin gelir getirici alanlarının elinden alınması, kurumun zaman içerisinde işlevsiz hale gelmesi riskini beraberinde getiriyor.

Sendika, “yatırım” adı altında yapılan bazı uygulamaların gelecekte kamu kurumunun tasfiyesine dönüşebileceği yönündeki endişelerini de yineledi.

“Bugün Türk Telekom, yarın Telefon Dairesi”

Tel-Sen açıklamasında haberleşme altyapısının yalnızca kablo, fiber ve santrallerden oluşmadığı vurgulanarak, telekomünikasyon altyapısının stratejik bir kamu varlığı olduğu ifade edildi.

Açıklamada, altyapının kim tarafından kontrol edildiği, kararların kim tarafından alındığı ve elde edilen gelirlerin nereye aktarıldığının doğrudan kamu yararıyla ilgili olduğu belirtildi.

Türk Telekom’un sahiplik yapısının yeniden tartışıldığı bir dönemde, KKTC’nin stratejik telekomünikasyon altyapısının Türk Telekom’a giderek daha fazla bağlanmasının risk oluşturabileceği savunuldu.

Tel-Sen, “Türk Telekom yabancı değildir”, “özelleştirme olmayacaktır” ve “Telefon Dairesi kapanmayacaktır” şeklindeki açıklamaların meseleyi tek başına çözmediğini belirtti.

Sendikaya göre asıl mesele, şirketin hangi ülkeye ait olduğundan çok kamunun malının ve karar yetkisinin korunup korunmadığı.

“Şirketin sahipliği yarın değişebilir”

Tel-Sen, bugün kamu kontrolünde bulunan bir şirketin gelecekte farklı bir sahiplik yapısına geçebileceğine dikkat çekti.

Açıklamada, bugün verilen stratejik altyapı yetkilerinin yarın geri alınmasının mümkün olmayabileceği ifade edilerek, Türk Telekom’un geçmişte yaşadığı sahiplik değişikliklerinin bu açıdan önemli bir örnek olduğu kaydedildi.

“Telefon Dairesi güçlendirilmeli”

Tel-Sen, Telefon Dairesi’nin çağın gereklerine uygun biçimde yeniden yapılandırılması gerektiğini belirtti.

Sendika; kamu kurumuna yatırım yapılması, fiber altyapının güçlendirilmesi, teknolojik kapasitenin artırılması ve hizmet kalitesinin yükseltilmesi gerektiğini vurguladı.

Ancak bunun kamu kurumunu devre dışı bırakarak, gelir kaynaklarını başka yapılara aktararak veya ülkenin stratejik haberleşme altyapısını tek bir şirkete bağımlı hale getirerek yapılmaması gerektiği savunuldu.

Tel-Sen, “Bizim mücadelemiz teknolojiye karşı değil, kamusal varlıkların tasfiyesine karşıdır” ifadelerini kullandı.

“Kamunun olan kamuda kalmalıdır”

Türk Telekom’un yeniden satışına ilişkin iddiaların, geçmişte yaptıkları uyarıları daha da anlamlı hale getirdiğini belirten Tel-Sen, açıklamasını şu mesajla tamamladı:

“Bugün ‘satılmaz’ denilen yarın satılabilir. Bugün ‘devredilmez’ denilen yarın devredilebilir. Bugün ‘özelleştirme değil’ denilen uygulamanın yarın neye dönüşeceğinin hiçbir garantisi yoktur.”

Tel-Sen, Telefon Dairesi’ne, kamusal haberleşme altyapısına ve halkın malına sahip çıkmaya devam edeceğini belirterek, “Hani özelleşmeyecekti?” sorusunu yeniden gündeme taşıdı.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir