Spor

Sakallı: Türkiye Atletizm Federasyonu’nun açıklaması gerçekleri yansıtmaz

KKTC Atletizm Federasyonu başkanı Ferhat Sakallı, Türkiye Atletizm Federasyonu’nun Ada Kafa’nın açıklaması sonrasında sosyal medyada açıklama yaptı.

Kıbrıslılar bu filmi çok izlediler. Olayın gerçeği budur ifadeleri kullanan Ferhat Sakallı’nın açıklamaları şöyle:

“Türkiye Atletizm Federasyonu’nun kamuoyuna yaptığı açıklamayı üzülerek takip ettik.

Yapılan açıklamanın, yaşanan süreci ve gerçekleri yansıtmadığını üzülerek görmekteyiz.

Sayın Ahmet Karadağ’ın göreve gelmesinin ardından Türkiye Atletizm Federasyonu Teknik Kurulu ile gerçekleştirdiğimiz görüşmede, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti sporcularının yıllardır maruz kaldığı uluslararası spor ambargolarını ve bu nedenle yaşadığı dezavantajları ayrıntılı şekilde anlattık.

Bu görüşmede talebimiz çok açıktı. Uluslararası federasyonların belirlediği Avrupa ve Dünya Şampiyonası barajlarını geçen KKTC’li sporcuların, ülkemizin içinde bulunduğu özel koşullar dikkate alınarak Türkiye’de uygulanan ilave seçme kriterlerine, ülke içi sıralama veya kota uygulamalarına tabi tutulmadan doğrudan Avrupa ve Dünya Şampiyonalarına katılabilmelerini talep ettik.

Teknik Kurul, Sayın Başkan Ahmet Karadağ ile yaptıkları değerlendirmenin ardından tarafımıza geri dönüş yaparak bu talebimizin uygun görüldüğünü ve bundan sonraki süreçte Avrupa veya Dünya Şampiyonası barajını geçen KKTC’li sporcuların, Türkiye’de uygulanan herhangi bir ilave ülke kriterine tabi tutulmadan doğrudan şampiyonalara katılabileceklerini açıkça ifade etti. Biz de bu yaklaşımı iyi niyetli bulmuş, kendilerine teşekkür ederek kamuoyuyla paylaşmıştık.

Bugün ise ne yazık ki verilen sözlerin tam tersine bir uygulamayla karşı karşıyayız.

Sporcumuz Ada Kafa, hem Avrupa hem de Dünya Şampiyonası barajını geçmesine rağmen, Türkiye Milli Takımı adına Slovenya’da ülkemizi temsil ettiği tarihlerde, aynı günlerde Türkiye’de gerçekleştirilen ve milli takım kadrosunu belirleyecek yarışın yapılacağı tarafımıza bildirilmemiştir. Eğer bu yarışın kadro belirlemesinde esas alınacağı önceden tarafımıza bildirilmiş olsaydı, sporcumuz milli görevi yerine Türkiye’de rakipleriyle aynı pistte yarışmayı tercih ederdi. Kaybetmiş olsaydı buna ilk saygı duyacak olan yine biz olurduk. Çünkü sporun temel ilkesi adil rekabettir.

Ancak sezon boyunca aynı rakibini tüm yarışlarda geride bırakan bir sporcunun, rakibiyle aynı şartlarda yarışma hakkı dahi verilmeden değerlendirme dışı bırakılması; sportif etikle, fırsat eşitliğiyle, hakkaniyet ilkesiyle ve liyakat anlayışıyla bağdaşmamaktadır.

Bizler, uluslararası alanda yıllardır ağır spor ambargolarına maruz bırakılmış Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin spor insanlarıyız. Buna rağmen hiçbir zaman farklı arayışların içerisinde olmadık.

Sporcularımızın hemen yanı başında yaklaşık bir milyon nüfuslu Güney Kıbrıs Rum Yönetimi bulunmaktadır. Bugün bu çocuklarımız isteseler, uluslararası organizasyonlarda yer alabilmek adına çok daha kolay bir yolu tercih edebilirlerdi. Ancak onlar bunu hiçbir zaman düşünmedi. Türk kimliklerinden ve milli duruşlarından taviz vermeden, 90 milyonluk Türkiye Cumhuriyeti’nin sporcularıyla aynı formayı giymeyi, aynı rekabetin içinde yer almayı ve Türkiye Milli Takımı’nı temsil etmeyi seçtiler. En zor yolu tercih ettiler. Ne yazık ki bugün cezalandırılan da bu tercih olmuştur.

Biz hiçbir zaman ayrıcalık talep etmedik. Talebimiz yalnızca adaletti. Verilen sözlerin tutulmasıydı. Sporcularımızın masa başında değil, pistte değerlendirilmesiydi.

Bugün yaşananlar yalnızca Ada Kafa’nın meselesi değildir. Daha önce Buse Savaşkan, Taygun Artam Özcihan ve birçok KKTCli sporcumuz da benzer mağduriyetlerle karşı karşıya kalmıştır. Sorun artık münferit değil, sistematik bir yönetim anlayışının sonucudur.

Türkiye’de katıldığımız organizasyonlarda çok sayıda antrenörün ve sporcunun mevcut federasyon yönetimine ilişkin rahatsızlıklarını bizlerle paylaştıklarına defalarca şahit olduk. Bu nedenle yaşananların yalnızca bizim dile getirdiğimiz bir sorun olmadığı da bilinmelidir.

Türk atletizminin sahip olduğu potansiyelle çok daha büyük başarılara ulaşacağından hiçbir şüphemiz yoktur. Ancak adalet duygusunu zedeleyen, şeffaflıktan uzaklaşan, liyakati ikinci plana iten ve verilen sözleri yerine getirmeyen bir yönetim anlayışıyla Türk atletizminin hak ettiği noktaya ulaşmasının mümkün olmadığı kanaatindeyiz.

Bizim eleştirimiz Türkiye Cumhuriyeti’ne değildir. Bizim eleştirimiz, Türkiye Atletizm Federasyonu’nun mevcut yönetiminin uygulamalarınadır.

Hiçbir kamuoyu açıklaması gerçekleri değiştiremez.

Önümüzdeki günlerde gerçekleştireceğimiz basın toplantısında, tüm verilen sözleri ve yaşanan süreci birlikte kamuoyunun vicdanına sunacağız.

Çünkü mesele yalnızca bir sporcunun kadroya alınmaması değildir.

Mesele; adalet, eşitlik, liyakat ve yıllardır dünyadan haksız şekilde izole edilen Kuzey Kıbrıs Türk gençlerinin emeklerine sahip çıkmaktır.”

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir