KKTC’de yalnızca beş gün arayla iki kadının öldürülmesi, kadına yönelik şiddetle mücadelede devletin koruma mekanizmalarının etkinliğini yeniden gündeme taşıdı. Sosyal Hizmetler Dairesi’nin bağlı olduğu Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nın sorumluluğundaki sistemin kadınları korumada yeterli olup olmadığı sorgulanıyor.
KKTC’de kadın cinayetleri ve kadına yönelik şiddet vakaları peş peşe yaşanırken, kamuoyunun dikkatleri kadınlara yönelik sosyal destek ve koruma mekanizmalarının başında bulunan kurumlara çevrildi.
61 yaşındaki Saliha Özkol’un öldürülmesinden yalnızca beş gün sonra 35 yaşındaki Rukiye Tunçer’in de hayatını kaybetmesi, ülkede kadınların korunmasına yönelik mevcut sistemin etkinliği konusunda ciddi soru işaretleri oluşturdu.
Öte yandan kısa süre önce Taşkınköy’de 23 yaşındaki bir kadının market içerisinde bıçaklı saldırıya uğraması da kadınların karşı karşıya kaldığı tehdidin boyutunu bir kez daha ortaya koydu.
Beş Günde İki Cinayet: Sistem Neden Sorgulanıyor?
Peş peşe yaşanan olaylar, yalnızca münferit saldırılar olarak değerlendirilmek yerine, şiddet riski altındaki kadınların tespit edilmesi, korunması ve güvenliğinin sağlanması konusunda devlet mekanizmalarının nasıl çalıştığı sorusunu gündeme getirdi.
Kadına yönelik şiddetle mücadelede ihbar ve destek hatları önemli bir araç olsa da telefonla yardım çağrısı yapılabilmesi, tek başına kadının güvenliğini garanti etmiyor.
Bir kadının yardım istemesinin ardından;
- Risk değerlendirmesinin hızlı yapılması,
- Şiddet mağdurunun güvenli bir ortama alınması,
- Gerekli sosyal hizmet desteğinin sağlanması,
- Kolluk birimleriyle etkin koordinasyon kurulması,
- Koruma ve uzaklaştırma kararlarının uygulanmasının takip edilmesi,
- Yüksek risk taşıyan vakaların yakından izlenmesi
gibi mekanizmaların birlikte ve etkin biçimde çalışması gerekiyor.
ALO 183 Tek Başına Koruma Mekanizması Değil
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nın kadınlara ve şiddet mağdurlarına yönelik destek mekanizmaları arasında ALO 183 Sosyal Hizmet Destek Hattı da bulunuyor.
Ancak son günlerde yaşanan ölümler, kamuoyunda şu sorunun daha yüksek sesle sorulmasına neden oldu:
Bir kadın yardım istediğinde, telefondaki desteğin ardından onu hayatta tutacak mekanizma ne kadar hızlı ve etkili devreye giriyor?
Çünkü önemli olan yalnızca mağdurun yardım hattına ulaşabilmesi değil; yardım çağrısından sonra devletin o kadını koruyabilmesi.
Siyasi Sorumluluk Tartışması
Sosyal Hizmetler Dairesi’nin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’na bağlı olması nedeniyle, ülkede kadına yönelik şiddetle mücadelede sosyal hizmet ve koruma mekanizmalarının işleyişi konusunda Bakanlığın sorumluluğu da kamuoyunun gündemine geliyor.
Bakan Oğuzhan Hasipoğlu, art arda yaşanan kadın ölümleri sonrasında yalnızca mevcut destek hatlarını hatırlatmak yerine, şiddet riski taşıyan kadınların nasıl korunacağı, kurumlar arasındaki koordinasyonun nasıl güçlendirileceği ve mevcut sistemde hangi eksikliklerin bulunduğu konusunda kamuoyuna açıklama yapmak durumunda.
Çünkü kadın cinayetlerinin ardından asıl mesele yalnızca olayların nasıl gerçekleştiği değil, öncesinde hangi risklerin görüldüğü ve devletin bu risklere karşı ne yaptığıdır.
Kamuoyunun Beklediği Yanıt
Beş gün içinde iki kadının öldürülmesi, KKTC’de kadına yönelik şiddetle mücadele konusunda yeni ve kapsamlı bir değerlendirme yapılması gerektiğini gösteriyor.
Kadınların korunması yalnızca bir telefon numarasının duyurulmasıyla mümkün değil.
Asıl soru şu: Şiddet tehdidi altındaki bir kadın yardım istediğinde, devlet onu gerçekten hayatta tutabilecek bir koruma sistemine sahip mi?
Kamuoyunun Bakan Hasipoğlu’ndan beklediği de tam olarak bu sorunun yanıtı.
Beş günde iki kadın öldürüldü. Artık mesele ALO 183’ün numarasını bilmek değil; o numara arandığında devletin ne yaptığıdır.
Kaynak: Cyprus Haber


